| |||||||
![]() |
Bilim Felsefesi
Ölümünün üzerinden 200 yıl geçmiş olmasına karşın Kant felsefede bugün de güncelliğini koruyor. Düşünceleri, ona ilişkin söylenenler, ona yöneltilen eleştiriler ve karşı eleştiriler bugün de felsefe tartışmalarının odağında yer alıyor. Onun felsefe tarihindeki yeri konusunda felsefeciler arasında bir görüş birliği olduğu bile söylenebilir. Ama bundan, günümüz felsefesinin Kantın yolunu izlediği sonucu çıkarmak yanlış olur. Neredeyse bunun tam aksini söylemek bile mümkün:
Kant etiği çoğu zaman filozoflar tarafından bile bütünlüğünden koparılarak anlaşılmaya çalışılmış, bu bütünlüğünden kopuk okumalar da ona kimi haksız eleştirilerin yöneltilmesine yol açmıştır. Örneğin Schiller ve Benjamin Constant, Kant etiğinin çok sert ya da kuralcı bir etik olduğunu söylemişler; Hegelden bu yana ise onun Aristoteles etiğinde olduğu gibi bir praksis kavramına sahip olmadığı; Kantın pratik aklının sadece pratik niyetlerin hizmetine sunulmuş teorik akıl olduğu; Kant etiğinin tartışmalı iki dünya öğretisine dayandığı, bu nedenle eylemin birliğini kavrayamayacağı söylenegelmiştir. Yine Hegelden bu yana onun öznel olduğu, tarihselliği bir yana bırakan bir salt gereklilik etiği olduğu ileri sürülmüş;
Apeli böyle bir etik düşüncesine götüren şeylerin başında ise bugün toplumsal ve siyasal ilişkilerde etik bakış yoksunluğuna ilişkin saptaması gelmektedir Günümüzde gerek ülke içi siyasal ve toplumsal sorunlara ilişkin tartışmalarda, gerekse uluslararası ilişkilerde te mel belirleyici, etik duyarlılık değil çıkarlar olmaktadır. Herkesin ya da her devletin kendi çıkarlarını korumaya çalışması; sonuçta etik sorunların olması, etik bakışın bu sorunlara yöneltilmemesi de doğal karşılanmaktadır.Apelin bugün yaşanan sorunları ele alışta etik bakış eksikliğine ilişkin bu saptaması sorunlarla baş etmede çıkış noktası oluşturmak tadır. Sorununun saptanmasının çözüme giden ilk adımın atılması anlamına geldiği düşünülürse, çağın etik sorunlarını konu edinenlerin öncelikle farkına varmaları gereken şeyin bu olduğu görülür. Tartışılması gerekense, Kant etiğinin ya da bu türden bir etiğin bu etik sorunları gidermedekı yeridir. Kişiye seslenen, kişinin eyleminin ahlaklı olması için bir ölçüt getiren Kant etiği toplumsalya da siyasal sorunlar söz konusu olduğunda neden yetersiz kalmak- ta ya da kaldığı düşünülmektedir? Sorunların çözümünün uzmanlık gerektirmesi ve tek kişinin kendi başına başa çıkamayacağı kadar kapsamlı ve karmaşık olması, Kant etiği ve benzeri etikleri bu sorunlar karşısında neden çaresiz bıraksın?