Asklar YALAN(Okuyun TAVSIYEM)
Gercek ve yasanmistir..
Üzerime üzerime gelen bu dünyaya yenilmeyeceğim. Bir sevgim vardı, daha yüreğim küçücüktü bu sevgi ona dokunduğunda. Sanki kalbim henüz ışığı görememiş küçük bir serçe, pır pır edip duruyordu. O benim hayatımda tanıdığım en temiz, en düzgün insandı. Kendimi iyi hissetmem için illa onun yanımda olması gerekmiyordu. Onun var olduğunu bilmek bile yetiyordu bana. O varken zorluk diye bir şey yoktu hayatta, neden olsun ki ben hayatımın en güzel nefeslerini alıyordum.
Benim için bir sığınaktı sanki. Beni bütün kötülüklerden koruyabilecek bir sığınak. Birlikteyken o kadar güzeldik ki, bizi tanıyan bütün arkadaşlarım bize imrendiklerini söylerlerdi. Henüz lisedeydim, her şey toz pembe müthiş bir renk ve kokudaydı. Okula bir saat önceden gelirdik, fazladan vakit geçirmek için. Sınıflarımız yan yanaydı. Ders aralarında hiç ayrılmamamıza rağmen ders zili çaldığında da öğretmenler gelene dek camdan sarkar konuşur, bakışırdık. Okula, eve beraber gider-gelirdik. Bu sevgi böyle 2 yıl sürdü, sonra aramıza tuhaf bir soğukluk girdi, ayrıldık, ama aynı okulda olduğumuz için hep birbirimizi gördük. O aklımdan ve yüreğimden hiç çıkmadı.
Onu göklere çıkardım
Böyle 1,5 yıl geçti. Okul bitti ve ben öğrenimime devam ettim. Okumak için başka bir şehre gitmiştim. Ve bir gün onu aramaya karar verdim. Benim de hayatıma bir şekilde yön vermem gerekiyordu. Aramaktaki niyetim, beni tamamen sildiyse onu düşünüp durmaktan vazgeçmekti. Sesini duyduğumda dünyalar benim olmuştu. Ben o sırada bayram için eve gelmiştim. Dönmeden tekrar görüştük. Ama ne ben ona, ne de o bana yeniden sevgili olmaktan söz etti. Bir süre öylece telefonda çekine çekine görüştük. Ama baktık ki biz yeniden sevgili olmuşuz. Böyle 2 yıl daha devam etti. Benim okulum bitti, eve döndüm. 1 yıl sonra da evlendik. Evleninceye kadar çok şey yaşadık, hem çok güzeldi hem de çok kötü. Ben onun uğruna birçok hedefimden, hayalimden vazgeçtim. O kadar gitmek için çabaladığım, gittikten sonra da çok zorluklar çektiğim okulumdan mezun olamamıştım. Hayatın en güzel mesleği için adım atamamıştım, sırf o istemiyor diye. Tercihimi sevdiğim adamdan yana yapmıştım. O adeta benim kahramanımdı. Üzülmesin, kırılmasın diye hep her şeye çok özen gösterdim. Onu adeta göklere çıkardım; bunu o da biliyordu. O benim için hayattaki her şeyden, kendimden bile değerliydi.
Yüzükler takıldıktan, aileler araya girdikten sonra gökyüzü renk değiştirmeye başladı. Çok sorunlar yaşadık. O benden vazgeçmeye karar verdi ama ben onu ikna ettim. Aklım "Bu iş olmaz, çok zor" diyordu ama yüreğim feryat ediyordu; o giderse nefes alamam diye. Yüreğimin sesiyle hareket ettim. "Evlilik aşamasında olan her çift sorun yaşar. Bizim sevgimiz bunlara yenilmez, üstesinden geliriz" dedim. Evlendik, ama o zamana kadar da sanki ömrümden ömür gitmişti. Gene de içimdeki umudu hiç yitirmedim. "Zamanla her şey çok güzel olacak, bizim kocaman bir sevgimiz var" diyordum. Ve evliliğimizin üçüncü günü dayak yedim. Ama ben ses çıkarmadım sabredip, eskisi gibi olmak için çabalamayı tercih ettim.
Bana "Git" dedi
Defalarca dayak yedim, aşağılandım, hakaretler işittim. Beni tüm kötülüklerden koruyacak sığınağım, felakete dönüşmüştü sanki. Ne desem ne yapsam çözüm olmuyordu, sanki çırpındıkça batıyordum. O sevgi dolu insan yok olmuştu. Ben sadece aklına cinsellik geldiğinde karısı oluyordum. Ama her şeye rağmen ondan vazgeçemedim. Ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, hepsini yutuyordum. Eğer onsuz kalırsam nasıl nefes alacaktım? Onsuz olmayı düşündüğümde bile kalbim daralıyordu.
Böyle 1.5 yıl evli kaldık ama sonunda ayrıldık. Buna biz karar vermedik. Benim hakkımdaki sabit fikrini, ön yargısını yenemeyen, etrafındaki herkes üzerinde söz sahibi olmaya çalışan, kendini çok üstün zanneden babası verdi. Ve bana, "Git" dedi. Biz bir gece önce karı kocayken, aradan daha 24 saat geçmeden iki yabancı olduk.
Yüreğim kan ağlaya ağlaya eşyalarımı alıp çıktım o evden. 1 ay bekledim dava açmadı. Hiç vakti yokmuş. Sağlık güvencemi almam gerekiyordu. "Anlaşmalı olarak boşanalım, ben de başımın çaresine bakayım" dedim. Tek isteğim dilekçeye bir imza atması ve bu işi daha fazla uzatmadan bitirmekti. Ama karşılığında hakarete uğradım. Şimdi mahkeme sürecindeyiz ve ben de dişimi gösterdim. Yüreğimi kara bir örtüyle kapladım ve ne hakkım varsa arıyorum. Bu süreçte anladım ki, ben hep kendimi kandırmışım. Ona haddinden fazla değer vermişim. Onu yerin dibine sokmam gerekirken, göklere çıkarmışım. Ailem sözlü oluğumuz süre içinde beni uyarmıştı. Ama ben onları da karşıma almıştım sevgim uğruna. Şimdi de bedelini ağır ödetiyorlar bana. Kazanmayayım diye bana iftira bile atmaya kalkıştılar. Ne kadar görgüsüzlermiş de ben görememişim. İçlerinde hiç Allah korkusu yokmuş; yalan ifadeleri için yeminler ederek gösterdiler bunu.
Mantığımı kullanmadım
İnsan hiçbir zaman kalbinin sesiyle hareket etmemeli, mantığını ön plana almayı öğrenmeli. Birisine değer veriyorsan onu şişirmeden belli etmeli. "Hep bir gün kaybedebileceği korkusu" vermeli ona. Sessiz olmamalı. Bu devirde böylesi kazanıyor, ben bunu gördüm biraz geç oldu ama "Zararın neresinden dönersen kárdır" derler. Evet, hálá nefes alabiliyorum ve her şeye, ayrılığa, ailemin huzursuzluğuna, içimin acısına rağmen daha çok gülebiliyorum.
Eğer o kendini bilmez cahil babası olmasaydı ben hálá onunla olacaktım. Bana kalsa tüm yaşadığım acılara rağmen, sevdiğimi bırakıp, arkama bakmadan çekip gidemezdim... Her şeye katlanmaya devam ederdim. Ama o adam nasılsa bir gün bizi ayıracakmış. İyi ki çok geç olmadan yapmış. En azından çocuğum yok. Gerçeği bütün çıplaklığıyla gördüm, şimdi ne kadar zor olursa olsun, hayatıma daha sağlam adımlarla devam etmeye çalışıyorum. Henüz 24 yaşındayım bu ayrılık bir 10 yıl sonra olsaydı, işte asıl o zaman biterdim. Bunun için o adama teşekkür etmeliyim. Bana ne kadar gereksiz bir ailenin içinde, hayatımı tamamen mahvetmek üzere olduğumu gösterdi. Sayesinde terbiyem, ahlak değerlerim, insanlığım bozulmadan çıkabildim onların içinden. Ona teşekkür borçluyum, bana hayatımı geri verdiği için...

Üzerime üzerime gelen bu dünyaya yenilmeyeceğim. Bir sevgim vardı, daha yüreğim küçücüktü bu sevgi ona dokunduğunda. Sanki kalbim henüz ışığı görememiş küçük bir serçe, pır pır edip duruyordu. O benim hayatımda tanıdığım en temiz, en düzgün insandı. Kendimi iyi hissetmem için illa onun yanımda olması gerekmiyordu. Onun var olduğunu bilmek bile yetiyordu bana. O varken zorluk diye bir şey yoktu hayatta, neden olsun ki ben hayatımın en güzel nefeslerini alıyordum.
Benim için bir sığınaktı sanki. Beni bütün kötülüklerden koruyabilecek bir sığınak. Birlikteyken o kadar güzeldik ki, bizi tanıyan bütün arkadaşlarım bize imrendiklerini söylerlerdi. Henüz lisedeydim, her şey toz pembe müthiş bir renk ve kokudaydı. Okula bir saat önceden gelirdik, fazladan vakit geçirmek için. Sınıflarımız yan yanaydı. Ders aralarında hiç ayrılmamamıza rağmen ders zili çaldığında da öğretmenler gelene dek camdan sarkar konuşur, bakışırdık. Okula, eve beraber gider-gelirdik. Bu sevgi böyle 2 yıl sürdü, sonra aramıza tuhaf bir soğukluk girdi, ayrıldık, ama aynı okulda olduğumuz için hep birbirimizi gördük. O aklımdan ve yüreğimden hiç çıkmadı.
Onu göklere çıkardım
Böyle 1,5 yıl geçti. Okul bitti ve ben öğrenimime devam ettim. Okumak için başka bir şehre gitmiştim. Ve bir gün onu aramaya karar verdim. Benim de hayatıma bir şekilde yön vermem gerekiyordu. Aramaktaki niyetim, beni tamamen sildiyse onu düşünüp durmaktan vazgeçmekti. Sesini duyduğumda dünyalar benim olmuştu. Ben o sırada bayram için eve gelmiştim. Dönmeden tekrar görüştük. Ama ne ben ona, ne de o bana yeniden sevgili olmaktan söz etti. Bir süre öylece telefonda çekine çekine görüştük. Ama baktık ki biz yeniden sevgili olmuşuz. Böyle 2 yıl daha devam etti. Benim okulum bitti, eve döndüm. 1 yıl sonra da evlendik. Evleninceye kadar çok şey yaşadık, hem çok güzeldi hem de çok kötü. Ben onun uğruna birçok hedefimden, hayalimden vazgeçtim. O kadar gitmek için çabaladığım, gittikten sonra da çok zorluklar çektiğim okulumdan mezun olamamıştım. Hayatın en güzel mesleği için adım atamamıştım, sırf o istemiyor diye. Tercihimi sevdiğim adamdan yana yapmıştım. O adeta benim kahramanımdı. Üzülmesin, kırılmasın diye hep her şeye çok özen gösterdim. Onu adeta göklere çıkardım; bunu o da biliyordu. O benim için hayattaki her şeyden, kendimden bile değerliydi.
Yüzükler takıldıktan, aileler araya girdikten sonra gökyüzü renk değiştirmeye başladı. Çok sorunlar yaşadık. O benden vazgeçmeye karar verdi ama ben onu ikna ettim. Aklım "Bu iş olmaz, çok zor" diyordu ama yüreğim feryat ediyordu; o giderse nefes alamam diye. Yüreğimin sesiyle hareket ettim. "Evlilik aşamasında olan her çift sorun yaşar. Bizim sevgimiz bunlara yenilmez, üstesinden geliriz" dedim. Evlendik, ama o zamana kadar da sanki ömrümden ömür gitmişti. Gene de içimdeki umudu hiç yitirmedim. "Zamanla her şey çok güzel olacak, bizim kocaman bir sevgimiz var" diyordum. Ve evliliğimizin üçüncü günü dayak yedim. Ama ben ses çıkarmadım sabredip, eskisi gibi olmak için çabalamayı tercih ettim.
Bana "Git" dedi
Defalarca dayak yedim, aşağılandım, hakaretler işittim. Beni tüm kötülüklerden koruyacak sığınağım, felakete dönüşmüştü sanki. Ne desem ne yapsam çözüm olmuyordu, sanki çırpındıkça batıyordum. O sevgi dolu insan yok olmuştu. Ben sadece aklına cinsellik geldiğinde karısı oluyordum. Ama her şeye rağmen ondan vazgeçemedim. Ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, hepsini yutuyordum. Eğer onsuz kalırsam nasıl nefes alacaktım? Onsuz olmayı düşündüğümde bile kalbim daralıyordu.
Böyle 1.5 yıl evli kaldık ama sonunda ayrıldık. Buna biz karar vermedik. Benim hakkımdaki sabit fikrini, ön yargısını yenemeyen, etrafındaki herkes üzerinde söz sahibi olmaya çalışan, kendini çok üstün zanneden babası verdi. Ve bana, "Git" dedi. Biz bir gece önce karı kocayken, aradan daha 24 saat geçmeden iki yabancı olduk.
Yüreğim kan ağlaya ağlaya eşyalarımı alıp çıktım o evden. 1 ay bekledim dava açmadı. Hiç vakti yokmuş. Sağlık güvencemi almam gerekiyordu. "Anlaşmalı olarak boşanalım, ben de başımın çaresine bakayım" dedim. Tek isteğim dilekçeye bir imza atması ve bu işi daha fazla uzatmadan bitirmekti. Ama karşılığında hakarete uğradım. Şimdi mahkeme sürecindeyiz ve ben de dişimi gösterdim. Yüreğimi kara bir örtüyle kapladım ve ne hakkım varsa arıyorum. Bu süreçte anladım ki, ben hep kendimi kandırmışım. Ona haddinden fazla değer vermişim. Onu yerin dibine sokmam gerekirken, göklere çıkarmışım. Ailem sözlü oluğumuz süre içinde beni uyarmıştı. Ama ben onları da karşıma almıştım sevgim uğruna. Şimdi de bedelini ağır ödetiyorlar bana. Kazanmayayım diye bana iftira bile atmaya kalkıştılar. Ne kadar görgüsüzlermiş de ben görememişim. İçlerinde hiç Allah korkusu yokmuş; yalan ifadeleri için yeminler ederek gösterdiler bunu.
Mantığımı kullanmadım
İnsan hiçbir zaman kalbinin sesiyle hareket etmemeli, mantığını ön plana almayı öğrenmeli. Birisine değer veriyorsan onu şişirmeden belli etmeli. "Hep bir gün kaybedebileceği korkusu" vermeli ona. Sessiz olmamalı. Bu devirde böylesi kazanıyor, ben bunu gördüm biraz geç oldu ama "Zararın neresinden dönersen kárdır" derler. Evet, hálá nefes alabiliyorum ve her şeye, ayrılığa, ailemin huzursuzluğuna, içimin acısına rağmen daha çok gülebiliyorum.
Eğer o kendini bilmez cahil babası olmasaydı ben hálá onunla olacaktım. Bana kalsa tüm yaşadığım acılara rağmen, sevdiğimi bırakıp, arkama bakmadan çekip gidemezdim... Her şeye katlanmaya devam ederdim. Ama o adam nasılsa bir gün bizi ayıracakmış. İyi ki çok geç olmadan yapmış. En azından çocuğum yok. Gerçeği bütün çıplaklığıyla gördüm, şimdi ne kadar zor olursa olsun, hayatıma daha sağlam adımlarla devam etmeye çalışıyorum. Henüz 24 yaşındayım bu ayrılık bir 10 yıl sonra olsaydı, işte asıl o zaman biterdim. Bunun için o adama teşekkür etmeliyim. Bana ne kadar gereksiz bir ailenin içinde, hayatımı tamamen mahvetmek üzere olduğumu gösterdi. Sayesinde terbiyem, ahlak değerlerim, insanlığım bozulmadan çıkabildim onların içinden. Ona teşekkür borçluyum, bana hayatımı geri verdiği için...
Toplam Yorumlar 2
Yorumlar
-
Mesaj 09.07.2008 Tarihinde Saat 01:53 'te ay$e Tarafından Yazıldı.
-
Mesaj 29.10.2008 Tarihinde Saat 21:54 'te muhammet665 Tarafından Yazıldı.







