MAIN-BOARD

Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği

Genel Bölümler - Güncel Sorunlar Ve Hayat

Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği Çağdaş hukuk devleti kurmanın baş koşulu, toplum içinde erkeğe olduğu gibi kadına da sosyal, kültürel ve siyasal haklarını tanımak, bu haklara saygı göstermekti.

Geri git   MAIN-BOARD > Genel Bölümler > Güncel Sorunlar Ve Hayat

Cevapla
15.09.2008 23:52 Yazan: DİDEM

Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği

Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği
Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği



Ücretsiz Üyelik


Çağdaş hukuk devleti kurmanın baş koşulu, toplum içinde erkeğe olduğu gibi kadına da sosyal, kültürel ve siyasal haklarını tanımak, bu haklara saygı göstermekti. Çağdaşlaşmanın ve çağdaş bir toplum olabilmenin yolu ve yöntemi bu idi; çünkü kadın haklan bir anlamda insan haklarının da ayrılmaz bir parçası idi. İnsan kavramının kadın ve erkek birlikte oluşturmakta, bu kavrama her iki cins birlikte anlam kazandırmaktaydı. İşte bu anlayışla hareket eden Atatürk Devrimi, Türk kadınına, yüzyıllarca ihmal edilen sosyal ve siyasal haklarını kazandırdı. Bu haklar, Atatürk'ün özlemi idi. Büyük Adam, "Siyasal ve sosyal hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın mutluluğu ve saygınlığı açısından gerekli olduğuna" inanıyor; "Türk kadınının, dünya kadınlığına elini vererek yine dünyanın barış ve güveni için çalışmasını" istiyordu.

Türk kadın haklan, ülkemizde uzun yıllar kadının nüfus sayımında toplama dahil edilmediği, aile yaşamında haremlik ve selâmlığın hüküm sürdüğü, kadın gözlerinin peçe ile dış âlemden uzaklaştırıldığı bir toplum mirasında gerçekleştirildi. Teokratik devlet düzeninden lâik devlet düzenine geçiş ve bu düzenin gereklerini benimseme, kadın hakları adını verdiğimiz büyük devrimin başarılmasında da başlıca etken oldu. Bu devrim sayesinde Türk kadını, birçok ülke kadınından önce sosyal ve siyasal haklarına kavuştu.

Türk kadını hiç de lâyık olmadığı harem kafeslerinden, bugün bilim kürsüsüne, yargıç kürsüsüne, parlâmento kürsüsüne yükselmişse, bu aşamaları hiç şüphesiz yeni bir çağ başlatan Türk Devrimi'ne borçludur. Kadınlarımız bu haklarını bir lütuf olarak değil, onurlu bir görevin karşılığı, bir hak olarak kazandılar. Bu bakımdan Türk kadın hakları, uygar dünya önünde, Atatürk Devrimi'nin kadına verdiği değeri belirleyen büyük çağdaş atılımlar oldu.

Kadın Haklarının Tanınması (1930-1933 ve 1934)

Osmanlı toplumunda hemen hiçbir toplumsal ve siyasal hakkı bulunmayan kadınlara Medeni Kanun'la bazı haklar tanınmış olmakla birlikte, siyasal haklar açısından bir değişiklik yapılmamıştı. Atatürk'ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak, 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933'te çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etti ve çok geçmeden toplumda erkeklerin çalıştığı her alanda yerini aldı.



Ücretsiz Üyelik
Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği

 

nocopyandpaste

 

 

nocopyandpaste

 

16.09.2008 00:06 Yazan: GeceMavisi
Main-Board adına sizi tebrik ediyorum.

Güzel bir birlik olacağını ümit ediyorum..

Birliğiniz için her konu da destekçi biri olduğumu belirtmek isterim.

Verimli çalışmalar.
16.09.2008 00:16 Yazan: DİDEM
Alıntı:
GeceMavisi´isimli üyeden Alıntı
Ücretsiz Üyelik
Main-Board adına sizi tebrik ediyorum.

Güzel bir birlik olacağını ümit ediyorum..

Birliğiniz için her konu da destekçi biri olduğumu belirtmek isterim.

Verimli çalışmalar.
yardımcı olabileceğim her konuda destek vereceğime emin olabilirsiniz GeceMavisi
Ücretsiz Üyelik

özelliklede böyle güzel anlamlı bir konuda size yardımcı olabilmişsem ne mutlu bana
Ücretsiz Üyelik
ben size teşekkür ediyorum
16.09.2008 01:01 Yazan: SU-PERISI
Paylaşımın için teşekkürler Didem.Atatürk kadın haklarıyle bizlere Türk kadınının toplum içinde her türlü sosyal, kültürel ve siyasal haklarını vermiştir.
16.09.2008 19:06 Yazan: casper
didemcim öncelikle bir cumhuriyet kadını olarak bu güzel konuyu gündeme getirdiğin için çok teşekkür ederim.
Yüce Atatürkümüzün her alanda yaptığı yenilikler bizleri çağdaş ve müreffeh seviyelere getirmiştir.özellikle biz kadınların toplumda söz sahibi olmasını ve haklarını koruyup gözetmesini sağlayan ulu önderimize minnettarız.

sen rahat uyu ATAM verdiğin bayrak biz cumhuriyet kadınlarında ve onu canımız pahasına koruyacağız
16.09.2008 21:15 Yazan: DİDEM
Alıntı:
sen rahat uyu ATAM verdiğin bayrak biz cumhuriyet kadınlarında ve onu canımız pahasına koruyacağız

Ücretsiz Üyelik
teşekkürler
Ücretsiz Üyelik


saygıdeğer GeceMavisi
beni böyle değerli bir konunun (Main-Board © Cumhuriyet Kadınları Birliği başkanı) gösterdiğiniz için size teşekkürlerimi sunuyorum saygılar
Ücretsiz Üyelik
17.09.2008 03:09 Yazan: GeceMavisi
Rica ederim, efenim..
17.09.2008 03:31 Yazan: kalamış

Ücretsiz Üyelik

Ücretsiz Üyelik

Ücretsiz Üyelik
canım benim seni yürekten kutluyorum ,bizlere cumhuriyet kadını olduğumuzu hatırlattığın için yürekten katılıyorum ve destekliyorum
17.09.2008 03:47 Yazan: kalamış
Atatürk ün kadınlar hakkında sözleri

--------------------------------------------------------------------------------

TÜRK KADINI



* Kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım... açılsınlar, onların zihinlerini ciddi ilimler ve fen ile süsleyelim. Namusu, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde açıklayalım. Şeref ve gurur sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim. Sonraki kişisel ilişkilere gelince, karakter ve ahlakımıza uygun eş arayalım ve onunla evlenme şartlarını açık ve kesin olarak kararlaştıralım. Ona uymakta kusur edince onun gereğini yapalım. Kadın da böyle hareket etsin... ( 1918 )

* Bizce: Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın; bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.
(Perihan Naci Eldeniz, TTK Belleten, Cilt:XX, Sayı 80 , 1956)

* Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınından daha fazla çalışan bir kadından bahsetmenin imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim" diyemez. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Kadınlarımızın her millette olduğu gibi, bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın eskiden bu önemi hakikaten en yüksek derecede kazanmıştır. Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin, olayların şahitliği ile ispatlanmıştır ki, gerçekten yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en önemlisi kıymetli evlatlar yetiştirmeleriydi. Gerçekten Türk Milleti'nin bütün dünyada, yalnız Asya'da değil Avrupa'da bile büyük ezici gücünü göstermiş olması, görkemli savaşlar yapmış bulunması, hep böyle kıymetli ataların faziletli evlatlar yetiştirmesi ve daha beşikten çocuklarının ruhuna mertlik ve fazilet aşılaması sayesinde olmuştur. Şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en önemli, en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların, bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzun haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Belki erkeklerimiz memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında varlıklarını ispat ettiler. Fakat erkeklerimizin meydana getirdiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketinvaroluş sebeplerini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan önceki harplerde milletin yaşama gücünü ayakta tutan hep kadınlarımızdır. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kitlenin br parçasını ilerletelim. Diğerini görmezlikten gelelim de kitlenin tümü ilerlemeye imkân bulabilsin? Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenileşme sahasına birlikte kesin aşamlar yaptırmak lâzımdır. Böyle olursa inkılâp başarılı olur. Memnuniyetle görmekteyiz ki, bugünkü gidişimiz gerçek ihtiyaçlara yaklaşmaktadır. Her halde daha cesur olmak lüzumu açıktır. ( 1925 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Bu millet, esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk Milleti öyle analara sahiptir ki her devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.
(Enver Benhan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, 1958)

* Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlakta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa görevini yerinde getirebilir. Her halde kadın çok yüksek olmalıdır. ( 1925 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlâki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Bundan sonra Türk ırkı, kadınlarını, erkeklerinin yapmaya zorunlu olduğu askerlik vazifesi dahil, bütün hizmetlere ortak ederse, Etiler'de, İskitler'de, Amazonlar'da olduğu gibi kendi ırkından başkalarının hiçbir yardımına muhtaç olmaksızın büyük milli ideallerine başlı başına ve bağımsız olarak yürümek kabiliyetini kazanabilir.
(Belleten, Cilt:XX, Sayı 80, 1956, TTK)

* Türkiye Cumhuriyeti'nin esas düşüncesi kadınları değil, erkekleri bile, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Ulusu'nun yüksek varlığına, hangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu her yerde hazır ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lazım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.
(Belleten, Cilt:XX, Sayı 80, 1956, TTK)

* Siyasi ve sosyal hakların kadın tarafından kullanılmasının, insanlığın mutluluğu ve prestiji açısından çok gerekli olduğuna eminim. ( 1935 )
(Ayın Tarihi, Sayı:17, 1935)

* Bir toplum, cinslerden yalnız birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir. Bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı esas olarak kabul etmek zorundadır... İnsanlar dünyaya alın yazılarındaki kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu nedenle bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı hareketsiz kalırsa o toplum felçlidir. Bir toplumun hayatta çalışması ve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları kabullenmesi gerekir. Bunun için, bizim toplumumuzda ilim ve fen lâzım ise bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın kazanmaları lâzımdır. Bilinmektedir ki, her safhada olduğu gibi toplum hayatında da iş bölümü vardır. Bu genel iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel çalışma hayatına da gireceklerdir. Kadının ev işleri çok küçük ve önemsiz bir vazifedir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin önemi gerekli şekilde anlaşılır. Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya kesin karar vermiştir. Bugünün ihtiyaçlarından biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız da bilgin ve bilgili olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim aşamalarından geçeceklerdir. Sonra kadınlar toplum hayatında erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekleyicisi olacaklardır. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine ve medenileşmesine teknik bakımdan imkân, ilmi bakımdan da ihtimal yoktur. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkek ve kadın beraber olarak ilim ve irfan kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve irfanı aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve ona sahip olmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk toplum hayatında kadınlar ilim ve irfan bakımından ve diğer hususlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Kadınlık meselesinde şekil ve dış görünüş ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, kadınlarımız için şekilde ve kıyafette başarıdan çok, asıl başarı olunması gereken saha nur ile, irfan ile, gerçek fazilet ile donatılmasıdır. ( 1923 )
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

* Öyle memleket bölgeleri geçtik ki, orada kadınlar erkeklerden daha çok sabana yapışmış, elinde çapası ile Türk'ün verimli topraklarını zenginleştirmeye çalışıyor, toprağı seviyor, ona gönülden bağlıdır. Bütün bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti zengin, kuvvetli ve muhteşem olsun diye kendi rızkının fazlasını seve seve, tereddütsüz, büyük bir fedakârlıkla devlet hazinesine veriyor... ( 1937 )
(Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)

MAIN-BOARD Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur.

Tüm Hakları Saklıdır Main-Board.Net Copyright ©2004 - 2009 Site içeriği ve grafiklerimiz izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0


alexa forum park Valid XHTML 1.0 Transitional



Contact Us

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...

Page generated in 0.26723 seconds with 11 queries