MAIN-BOARD

İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL)

İslam - İslam Genel

İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL) Doğruluk, dürüstlük, her çeşit işte i'tidal üzere bulunma, adalet ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl dairesinde yürüme. Din ve dünya ile ilgili vazifelerini emrolunduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman dosdoğru

Geri git   MAIN-BOARD > Genel Bölümler > İslam > İslam Genel

Cevapla
13.04.2006 18:45 Yazan: cristiana

İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL)

İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL)Doğruluk, dürüstlük, her çeşit işte i'tidal üzere bulunma, adalet ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl dairesinde yürüme. Din ve dünya ile ilgili vazifelerini emrolunduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman dosdoğru bir insandır. Bu sıfatlara sahip olan bir kimse toplumun en değerli bir ferdidir.

İstikametin karşıtı hıyanettir ki; doğruluğu bırakıp, hak ve hukuka tecavüz etme, verilen sözde durmama ve ahde riayet etmeme demektir.

İnanan ve inancının gereğini yerine getiren, doğru insandır. iyi insan vasıfları arasında en başta doğruluk yer almış ve temel prensip olmuştur. Doğruluk; sözde, düşüncede ve davranışta gerçekleşir. Allah'tan gerçek manada korkmak, iyiliğe yönelmek, rahatlık ve gönül huzuru duymak, ancak doğrulukla mümkündür. Doğrular, en güç ve çetin işleri, doğrulukları sayesinde başarabilmişlerdir. Bu şekilde hareket edenler, peygamberlerin ahlâklarını kendilerine örnek almış olurlar. Zanna ve yalana tenezzül ve itibar etmezler.

Kur'an-ı Kerîm'de doğruluk, en geniş şekilde fayda ve hikmetleriyle açıklanmıştır. "Sıdk" ve "istikamet" kelimelerinden türetilen doğruluk, gerçekten ahlâkı yaşayışın ve ahlâkî vasıfların tümünün kendisinde toplandığı bir ruh hâlidir. Allah'a, ahirete, meleklere ve kitaplara iman edenler; mallarını akrabâya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle ve esirlere harcayanlar; namazı kılan, zekâtı veren, sözünde duran ve sabredenler "doğrular" ve takva sahibi kişiler olarak nitelendirilmişlerdir. Ayrıca istikamet (doğruluk) müslümanların ortak vasfı olarak tanımlanmıştır (el-Bakara, 2/177. Tefsiri için bk. Cemâleddin el-Kâsımı, Mehâsinu't-Te'vil, III, s. 394; el-Ahzâb, 33/35) ve en büyük ideallerinin "sırat-ı müstakîm" (istikametli yol) olduğu belirtilmiştir (el-Fâtiha, 1/6).

"Ey inananlar, Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin", ayetinin tefsirinde Cemâleddin el-Kâsımî (ö.1332/ 1913) şöyle demektedir: "Doğruluk (istikamet) her türlü saadetin kaynağı ve bütün bir kemâl'in temelidir. Doğruluk bütün mükemmelliklerin sebebi olan kalbin saflaşmasıdır. Bu saflaşmanın her ne kadar takva ile gerçekleşmesi mümkün ise de, yalandan kaçınma olan doğruluğun ve istikametin, kendi başına üstünlüğüne ayette ayrı bir cümle halinde yer verilmiştir" (el-Kâsımî, a.g.e., XIII, s., 4922. el-Ahzab, 33/70. ayetin tefsiri).

"Doğrularla beraber olun" (et-Tevbe, 9/119) ayetinde, istikamette olanlar örnek alınmaya değer iyi niyet sahibi kişiler olarak tanımlanmıştır. Allah'tan gerçek manada korkmak, doğru olmakla ve yalandan kaçınmakla mümkündür. Yalan insanlığa ters düşen rezilliklerin en kötüsü ve en çirkinidir.

Doğruluk (istikamet)a insanın Allah'a karşı yerine getirmek için önceden verdiği bir söz, bir misak ve bir ahiddir. insan bu yaradılış ahdine vefa gösterdiği ölçüde sadıktır; sadakatın mükâfatı da verilecektir (el-Ahzâb, 33/23, 24).

Allah'tan gerçek mânâda korkan, inancını açığa vurarak günahlardan bağışlanmasını ve azabtan korunmasını isteyen insanların ahlâkı vasıfları için "doğru olma hasleti" (Ali İmrân, 3/16, 17) sardır. Muttakîlerin diğer özelliklerini de şöyle sıralamak mümkündür: Sabır, itâat, infak, istiğfar.

İnsan; ibadetinin kabul edilişinde, riya ve kibirden kurtuluşunda, ihlâsla temizlik ve karşılığını bekleme yönünde doğru bir yol tutar; isteğini, kötülüklerden çıkma, nefsin heva ve heveslerine boyun eğmeme, Şeytan, nefis ve insanlardan gelebilecek baskı ve şüphelerden uzak kalma gibi noktalarda toplarsa, o zaman, "Rabbim beni kötülüğün olmadığın güzel bir yere koy. Ve beni, hidâyetten sonra dalâletin ve nefse uyma afetinin olmadığı, hoşlanılan güzel bir yere çıkar" (El-Kâsımî, a.g.e., X, ş 3975, el-İsrâ, 17/80. ayetin tefsiri) mealindeki ahlâkî seviye gerçekleşmiş olur.

Davranışta istikametin önemini, "Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et" (Hûd, 11/112; eş-Şûrâ, 42/15 ilâhî emrinde görüyoruz. Hz. Peygamber Hûd sûresinin özellikle bu sûredeki "dosdoğru ol" emrinin kendisini ihtiyarlattığını, saçlarını ağarttığını belirtmiştir (Tirmizî, Tefsiru Sûre, 56/6).

Yüce Allah, Peygamberlerini doğruluk örneği olarak takdim etmiştir. Hz. İbrahim, Hz. İsmâil, Hz. İdris, doğruluk ve sözlerindeki sâdakatlarıyla nitelenen peygamberlerdir (bk. Meryem, 19/41, 54, 56).

"Her durumda doğruluğa sarılmanın, her hükümde onu aramanın ve ona dönmenin temel kural olduğuna işaret eden Kur'an, bunun davranışlarda değişmez bir alışkanlık olmasını sağlamıştır. Bu alışkanlığın sağlanması da yalandan öte, zan, şüphe ve dedikodularla mücadeleyi arttırmakla mümkündür" (Muhammed el-Gazzâlî, Hukuku'l-Müslîm, s. 32). O halde istikamette olmayan ve doğrulukla hüküm vermeyenler "Zanna tabi oluyorlar, zan ise gerçek bilginin yerini tutamıyor" (en-Necm, 53 / 28 ) .

Kur'an'ın tespit ettiği ölçüler içinde istikamet (doğruluk), hareketlerimize hâkim bir rûh olarak yerleşirse, "hayâ, emanet ve sıdk" olarak ifadelendirilen üç haslet gerçekleşmiş olacaktır (Muhammed Ahmed Câdu'l-Mevlâ, Hukuku'l-kâmil, I, 315, vd.).

Şeytan insanları doğru yoldan uzaklaştırmak için devamlı çaba harcamakta, ön, arka, sağ ve sollarından girmeye çalışmaktadır (el-A'raf, 7/16, 17). Bu durumda insan, doğruluk mücadelesini önce içindeki düşmanlara karşı verme durumundadır. Karşılıklı ilişkilerde, doğruluk prensibine riayet şarttır. "Bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara karşı doğru harekette bulunun" (et-Tevbe, 9/7) ayetinde karşılıklı riayetin önemine dikkat çekilmiştir.

"İstikâmet" kelimesi, ahlâkî bir vasıf olmasına rağmen Kur'an'la ve Hz. Peygamber'le tefsir edilen lafız olması açısından önem taşır. Kur'anı doğruyu Hz. Peygamber (s.a.s) getirmiş; müminler de onu tasdik ederek takva sahibi kişiler olma özelliğini kazanmışlar ve istikâmetlerini sağlamışlardır. Yalanlayanlar ise en büyük haksızlığı yapan zalimler oluyorlardı" (el-Hac, 22/67; Yâsin, 36/4; ez-Zümer, 39/32, 33; eş-Şûrâ, 42/52).

Müslümanlar için gerçek gaye; Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu, dünya ve ahiret mutluluğu demektir. Hedefe en kısa ve sağlam yoldan kavuşmak ise, bütün müslümanların ortak arzusudur.

Genel anlamda insanı, özel manâda da müslümanı, ilâhî hoşnutluğa ve gerçek mutluluğa aday kıları Allah (c.c), Peygamberi aracılığı ile kendisine giden doğru ve en kısa yolu tanıtmıştır. Bu yol hiç şüphesiz ki doğru yol (sırât-ı müstakîm) dur. Allah Teâlâ bu yolu, ilâhi hoşnudluğa (rıza) ve mutluluğa kavuşmak için vesile kıldığını ve ona uyulmak gerektiğini çeşitli ayetlerle açıklamış bulunmaktadır: Meselâ, "İşte benim doğru yolum bu, ona uyun! Başka yollara uymayın ki, sizi O'nun yolundan ayırmasın. (Azabından) korkarsınız diye (Allah) size böyle tavsiye etti" (el-En'âm, 6/153).

Bu ilâhî çağrıya uymak, doğru yol (sırat-ı müstakîm) üzere olmak ve o doğrultuda istikâmet almak, hiç kuşkusuz, çok büyük bir mazhariyettir. Böyle yüce bir mazhariyetten uzak düşmekse, çirkin ve derin bir mahrumiyet, dünya ve ahirete nasipsizlik demektir. Bu noktanın akıllara ve zihinlere nakşedilmesi ve mücerred iradeyle talep çizgisinde irtibatın sürdürülmesi için daha ilk sûrede Cenâb-ı Hak müslümanlara şu duayı öğretmektedir:

"Bizi dosdoğru olan yola ilet" (el-Fâtiha, 1/6). Ayetin devamında, bu yolun kendilerine nimet verdiklerinin yolu olduğu açıklanır. Bu nimet verilenler de peygamberler, sıddîklar, şehidler ve Allah'ın salih kullarıdır. Mümin, Allah'ın salih ve sadık kulları ile beraber olur, onları sever, ilim ve sohbet meclislerinde bulunursa Cenâb-ı Hak onun doğru yolu bulmasını ve onda devamını kolaylaştırır.

Şâmil İA




RABBİM BİZİ DOĞRU YOLDAN (İSTİKAMETTEN) AYIRMASIN ARKADAŞLAR...

SELAM VE DUA İLE....
İSTİKAMET (DOĞRULUK-DOĞRU YOL)

 

nocopyandpaste

 

 

nocopyandpaste

 

13.04.2006 21:27 Yazan: goksahan
allah senden razı olsun paylaşımlarınıda dayimkılsın arkadaşım yazıların çok güzel hazırlıklarında emeğine sağlık fakat bizim istediğimiz konuların verimini artırmak konuyu herkesin katkılarıyla zenginlendirmek biliyorum sende iyi niyetle olduğunu biliyorum ama arkadaşım çalışmalarımızda birbirmize destek olursak daha iyi verim alırıs güzel çalışmalarında herkes daha faydalı yararlansın
13.04.2006 21:53 Yazan: cristiana
Kardesim benim actigim konularda tesekkurden baska birsey gelmedi yorum yapmasaniz ben size ne gibi destek vereyim ki tek sizin actiginiz konularda yorum olmaz ki .ok konularim guzel o zaman sizde katilin buyrun sizde bu konuya ekleme yapin hersitede ayni bir kisi konu acar baskasi gelir o konuyla ilgili bildikleri ekler olmaz ki tek sizin konularda yorumolsun buyrun katrilin ben seve seve konu aciyorum bilgi sunuyorum kendi kendime cevap yazamam ki buyrun katilin
Ücretsiz Üyelik
13.04.2006 23:06 Yazan: gulcan57
goksahan sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün, nedendir bilmiyorum ama bu sitede herkes seni yanlis anliyor. sen baska bi sey söylüyorsun, onlar baska bisey anliyor
Ücretsiz Üyelik


bence sen susmayi dene, kimsenin isine karisma, basin da agrimaz böylece, yani bi abla tavsiyesi
Ücretsiz Üyelik


ha cristiana ya da helal olsun, agzinin payini vermis, seni iyi haslamis dogrusu, sen herkesi ben mi sandin
Ücretsiz Üyelik
13.04.2006 23:28 Yazan: leotombak
Allah razı olsun arkadaşım sizden fırça yemeye niyetim yok hemen bir yorumda bulunuyorum. İşin şakası bu tabi konu gerçekten önemli. Çünkü yazılanlar okunduğunda şu anlaşılmaktadır ki; Müslüman nasıl bir yol çzmelidir. Öz olarak söyleyecek olursam istikamet; önce inanç, daha sonra da inancın davranışa yansıması, inancın gereklerinin davranışlarda ve yaşantıda gösterilmesidir. Ancak bu sayede bir Müslüman gerçek anlamda felaha ulaşır ve bakmaktan ziyade görür hale gelir.

Üftade -kuddise sirruh- buyurur:

Gerçek bu söz yarenler,
Gördüm demez görenler,
Keramete erenler,
Gizli sırrın açar mı?.

Allah cümlemizi görenlerden eylesin inşallah. Selametle.
13.04.2006 23:59 Yazan: cristiana
RABBİM hepimizi istikamet(doğru yol) üzere yaşatsın vesselam...
Size firca attmak niyetimde degilim ama o kadar cok konu aciliyor ki ve tesekkur yazip duruyorlar,konuya katilmak isteyen yok,sadece mesaj sayilarini artirmak istiyorlar,bana sorarsaniz haftanin konusu secip o konu uzerinde calisma yapilim o zaman hem bu kadar konu sunulmaz hemde bir konu actigimizda o konunuyu inceliklerini arastirabiliriz,tabi ki bu benim fikirim.
Selam ve dua ile.
14.04.2006 00:44 Yazan: leotombak
Fikrin çok güzei cristiana kardeşim bana uyar. Olması gerekende bu değil mi? Hepimizinde bildiği gibi *ibadetin az ama devamlı olanı makbuldür.* Burada da çok konu açıpta konu kalabalığı yapmaktan daha ziyade açılan belirli konular üzerinde durmak faydalı olur. Hizmetin selameti açısından. Selametle.
14.04.2006 00:58 Yazan: cristiana
Fikirimi begendinize sevindim,zaten bu bolumle gercekten ilgilenen bir kac arkdasiz o zaman bir tum olalim ve dinimizin ozelilklerini daha da iyi tanimaya nasip olsun insallah...
Selam ve dua ile
14.04.2006 10:02 Yazan: DermanAbi

DOĞRULUK VE DOĞRU OLMAK

DOĞRULUK VE DOĞRU OLMAKDinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (2/256)

Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (6/115)

"Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver." (26/84)

Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır. (33/8)

Çok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)ın yanında doğruluk makamındadırlar. (54/55)Doğruluk Anlayış ve Düşünce Biçimine Göre İkiye Ayrılır. Doğruluk Doğruya (Hak'ka Giden Yoldur)Giden Yoldur. Doğruluk Dürüst Olmaktır...
DOĞRULUK VE DOĞRU OLMAK

MAIN-BOARD Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur.

Tüm Hakları Saklıdır Main-Board.Net Copyright ©2004 - 2009 Site içeriği ve grafiklerimiz izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0


alexa forum park Valid XHTML 1.0 Transitional



Contact Us

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...

Page generated in 0.24430 seconds with 11 queries